
Endüstriyel toplumlarda olan doğanın yaşamı sürdürme becerisine müdahale edilmesidir. Doğal döngüleri bozuyoruz, biyolojik çeşitliliği yok ediyoruz, doğayı zehirliyoruz ve kirletiyoruz. Yapmamız gereken teknolojilerimizi, kurumlarımızı, fiziksel yapılarımızı, yaşam biçimimizi temelden değiştirmektir ki yaşam kendini sürdürebilsin.
Fritjof CAPRA
 SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM
Yaşamı azaltarak değil çoğaltarak nasıl yaşayabiliriz?
İçinde bulunduğumuz sürdürülemez sisteme ve dünyanın her yerinde yaşanan sosyopolitik, ekonomik ve ekolojik krizlere rağmen yeni bir dünya görüşü oluşuyor! İnsan toplulukları yeni bir yaşam bilincine doğru evrimleşiyorlar. Her gün daha çok kişi kendine referans noktası olarak doğayı seçiyor; huzuru, bilgeliği ve hatta anlamı doğayla ilişki kurarak deneyimliyor. Hem bizlerin hem de yeryüzünün sağlığını ciddi şekilde tehdit eden tüketim kültürünü reddederek daha sade, sağlıklı ve üretken bir hayat tarzını seçenler "yaşamı sürdürülebilir kılacak" çözümler geliştirmeye başladılar bile!
Yaşamı nasıl azalttık?
Tarımla birlikte yerleşik düzene geçerek kendini yeryüzünün sahibi olarak görmeye başlayan insanlık, aradan geçen 10 bin yıl boyunca gittikçe doğadan ve doğanın bir parçası olma bilincinden ve dolayısıyla kendi öz benliğinden uzaklaştı. Doğadan kopuşla "kendi doğamızdan" da uzaklaşan bizler giderek bizi hayatta tutan içgüdülerimizi ve duyularımızı, özellikle de sağduyumuzu kullanamaz hale geldik ve bu durumu yansıtan kurumlar, sistemler yarattık. Bu kurum ve sistemlerin pek çoğu, özünde, kıtlık ve dolayısıyla korku/rekabet zihniyetinin ürünleri oldukları için yaşamı sürdürülebilir kılacak bir etik anlayışından ve değerlerden yoksun kaldılar. |